4 Mart 2019

Land Rover - Freelander II 2.2 TD4 HSE





Land Rover - Freelander II 2.2 TD4 HSE

Günümüzde otomobil markalarının rekabetçi tutum ve tanıtımları, kullanıcıların da karışık iştahları ile birleşince, Crossover ve SUV terimlerinin sıklıkla birbirine karıştırılmasına sebep oluyor.

Her iki segmentteki araçların da görünüş itibariyle birbirlerine çok benziyor olmaları konunun daha da karmaşık hale gelmesini sağlıyor. Crossover araçların hemen hemen tamamı 4x2 olarak tasarlanmışlardır ve genellikle önden çekişlidirler. SUV araçlar ise 4x4 diye tabir edilen 4 çeker Jeep araçlardır. Aynı şekilde Crossover araçlar binek otomobil şasesi üzerine yerleştirilirken SUV araçlar küçük kamyonet şaseleri kullanılarak tasarlanmaktadırlar. Kısaca her iki segment için temel farklar şunlardır diyebiliriz;
  • SUV araçların şasesi kamyonet, Crossover’lerin ise binek otomobil şasesidir.
  • SUV araçlar 4x4, Crossoverler ise 4x2 çekiş sistemine sahiptirler.
SUV araçlar ile yeri geldiğinde dağ tepe yani arazi de de verim alabilirken, yeni nesil Crossover’lar sizi daha çok Şehir içinde ve duble yollarda mutlu edecektir.
 
Bu incelememde biraz yaşımın ilerlemesi(sanırım yaşlanıyorum), dağ tepe kar kış hevesi ve ailenin büyümesi ile sahip olduğum 2008 model SUV bir aracı, Land Rover Freelander II'yi anlatmaya çalışacağım. Aracın 220bin km'de olmasını biraz olsun yıpranmış ceylan derisi döşemeleri dışında anlamanız çok güç. Genel anlamda oldukça diri ve yeni bir görünüme sahip.

Land Rover markası her ne kadar son yıllarda Global ekonomik hareketlilikler ve ortaklıklar sebebiyle Hint'li Tata Motors'un bir iştiraki haline gelmiş olsa da, hala İngiliz tasarımı ve asaletini koruyor. 
Jaguar, Volvo ve Ford işbirliği ile geliştirilen Freelander II, bir önceki versiyonuna göre büyüyen hatlar, zenginleşen donanım özellikleri, giderilen kronik sorunları, büyüyen motor hacmi ve boyutları ile güçlü, asil bir duruş ve karakter sergiliyor. Land Rover modelleri arasında diğer abilerine göre cüsse olarak küçük de olsa, onlarda bulunan pek çok özelliği bünyesinde barındırıyor.
2.2 litre, 160 hp ve 400 nm tork değerlerine sahip TD4 dizel motor ile Land Rover'in adeta tekniğini konuşturmuştur. Her türlü arazi koşulunda üstün performans gösteren araç, asfalt yolda da tıpkı bir spor sedan gibi performans sergiliyor. Özellikle uzun yolda sollamalarda veya yokuşlarda sizi mahçup etmeyecek bir performans sergiliyor. İlk çalıştırmada biraz sesli olan motor, birkaç dakikalık ısınma sonrasında oldukça kabul edilebilir bir sessizliğe bürünüyor.
Dünyada sayılı şanzıman üreticileri arasında bulunan Aisin firmasının geliştirdiği 6 ileri Otomatik şanzıman ile motor son derece uyum içerisinde çalışıyor. Vites geçişleri oldukça konforlu. Viteste kronik bir sorun bulunmuyor. Bu araçta doğru zamanlarda şanzıman yağı değişimi ile ömürlük bir şanzımana sahip oluyorsunuz. Çok dik olmayan yokuşlarda araç ağırlığına rağmen geri kaymıyor. Spor moduna da sahip şanzımanı daha yüksek performans için Spor moduna aldığınızda daha yüksek güçleri rahatlıkla elde edebiliyorsunuz.
2.2 litre hacim ve 1700 kg'lık ağırlığa sahip 4X4 bu araçta yakıt tüketimi tahminlerin altında gerçekleşiyor. İstanbul trafiğinde 9-10 litre civarındaki tüketim, uzun yolda 6,5 litreye kadar düşüyor. Bu noktada kıyaslama yapmak adına motor ve şanzıman uyumu ile kendi sınıfında ve bir alt kategori olan 2.0 araçlardan daha ekonomik ve daha performanslı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 
Freelander 2, Land Rover firmasının ürettiği arazi araçlarının en küçüğü olsa da oldukça yeterli bir iç hacme sahip. Aracın iç malzeme kalitesi, konforu, sürüş pozisyonları Freelander 2’nin Land Rover gibi seçkin bir arazi aracı üretici firmaya ait olduğunu hemen gösteriyor. Aracın iç mekanında kullanılan farklı renklerde deri, kumaş döşemeler ve metal, ahşap kaplamalar sayesinde aracın iç mekanı oldukça albenili ve şık tasarlanmış. 
Donanım anlamında 2008 senesine göre oldukça zengin bir gama sahip. Birkaç donanım paketine sahip araçta en üst donanım paketi HSE olarak karşımıza çıkıyor. HSE paketini diğer paketlerden ayırt edici en belirgin özellikler; Ön camda ısıtma rezidansının olması, Sürücü koltuğunda hafıza olması ve arkadaki yolcular için aynı anda ayrı ayrı müzikler dinleyebilecekleri sistemin yer alması. Bu sistem ile bir çocuğunuz kulaklık ile radyo dinlerken, diğeri Cd dinleyebiliyor :)
Diğer donanımları da şu şekilde sayabilirim; Elektrikli, hafızalı ve bel desteğine sahip deri koltuklar, Çift Cam Tavan (öndeki açılır), Elektrik rezistans ısıtıcılı Ön ve Arka Cam, Fonksiyonel Deri Direksiyon, Yol Bilgisayarı, Far ve Yağmur Sensörleri, Cruise Control, Soğutmalı torpido, AUX girişi, Akıllı 4x4 Sistemi, Xenon Farlar, Far Yıkama, Isofix, Ön ve Arka kol dayama, Tam otomatik çift yönlü klima, Elektrikli ve Isıtmalı Yan Aynalar(geri vitese takıldığında ikisi de rahat park etmeniz için otomatik olarak kendini aşağı doğru ayarlar), Ön ve Arka park sensörleri, Elektrikli katlanır aynalar, Sıkışma önleyicili otomatik camlar (anahtardan camların açılıp kapatılabilmesi), Tüm kapılarda saklama gözleri, Çocuk kilidi, Eğim iniş kontrolü, 6 CD’li Mp3 çalarlı Alpine Müzik sistemi gibi birçok konfor özelliğine sahip. Aracın bagaj hacmi 755 Litre. 
İncelediğim neredeyse tüm Freelander II' ler de torpido çatlamasına şait oldum. Zamanla ve güneşin etkisi ile ne yazık ki bu durum kronik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Oto döşemeciler bu durumu yeni deri kaplayarak çözümleyebiliyorlar fakat ekspertiz aşamasında torpido için "işlemli" ibaresi işleniyor. Bu da airbag konusunda kullanıcılarda şüphe uyandırabiliyor. Şahsen ben torpidoyu bu haliyle kullanmanın ve bir işlem yaptırmamanın daha sağlıklı oalcağı kanaatindeyim.
Özellikle uzun yolculuklar sonunda aracın sizi fiziklsel anlamda hiç yormadığını söyleyebilirim. Buna katkı veren en büyük unsurlar, yüksek oturma düzeni, yol ve gürültü seslerinin minimum seviyede olması olarak deneyimlediğimi söyleyebilirim. Aracın konsolu çok detaylı olmasına karşın trim sesinin olmaması bir o kadar güzel bir durum oluşturuyor. 
Land Rover firması Freelander 2’nin her zemin koşulunda optimum performans, sürüş keyfi ve güvenliğe sahip olabilmesi için aracın yol tutuşunu, fren kabiliyetini arttıracak pek çok teknolojiden faydalanmış. Otomobiller arasında şu anda en gelişmiş olan sistemlerin yanı sıra Freelander 2’de kullanılan en olağanüstü teknoloji kuşkusuz Land Rover’ın geliştirdiği “Terrain Response” teknolojisi. Bu sistem, yer zeminine göre sunduğu dört farklı mod aracılığıyla sürücünün aracın şanzımanının, motorunun, merkezi kavramasının ve şasi sistemlerinin ayarını o anki koşullara göre en iyi şekilde ayarlayarak maksimum sürüş keyfi, yol tutuş kontrolü ve güvenlik sağlıyor. Terrain Response Freelander 2’de bulunan başka bir özellik olan, aracın çekiş gücünün o anki koşullara göre ön ve arka tekerlere dağılımını sağlayan “Akıllı 4WD” ile beraber çalışarak Land Rover tecrübesini her yol koşulunda sürücüye hissettiriyor. Araç fabrika çıkışlı olarak HSE paketiyle gelen 18'' heybetli ve gösterişli çelik jantlara sahip.
Bunun yanında ESP ve diğer ekipmanlar sayesinde birçok aracın yavaşlayarak girdiği viraja siz hızınızı dahi düşürmeden tıpkı bir otomobil kıvraklığında rahatlıkla girebiliyorsunuz. Orijinal lastik ebatları: 235x60x18' oalrak kullanılmış.
Freelander 2, bu kategoride Euro NCAP Çarpışma Testlerinden 5 yıldız alarak geçmiş sadece 3-4 araçtan biri. Sürücü, Yolcu, Yan, Perde ve diz olmak üzere Toplam 10 Hava Yastığı mevcut. ABS-EBS-ESP-ASR ekipmanları mevcut. Akıllı ön arka park sensörleri ile çift kilitleme gibi güvenlik özellikleri de donanımlar arasında yer alıyor. 
Araçta orijinal fabrika çıkışlı Alpine imzalı 440w Premium Surround (8+1) müzik sistemi mevcut. Bagajda bulunan subwoofer ile bass vuruşlarını içinizde hissediyorsunuz. 6 adet CD alan ana ünite üzerinde istediğiniz tüm ayarlamaları gerçekleştirebiliyorsunuz. Direksiyon üzerindeki butonlar ile de ses sitemini kontrol edebiliyorsunuz. CD’den veya Telefonunuzu araca bağlayarak istediğiniz şekilde müzik dinleyebiliyorsunuz. Ne yazık ki USB girişi bulunmuyor.
 
Freelander II, gerçek bir 4X4 deneyimi yaşamak ve bunu f/p ekseninde gerçekleştirmek isteyen herkese ısrarla tavsiye edebileceğim bir araç. Motor ve şanzıman anlamında kronik bir sorunu bulunmayan bu araç, periyodik bakımları aksatılmadan yapılırsa sizi yarı yolda bırakmayacaktır.
Öyle ki, etrafınızdakilere ve sizinle yolculuk yapanlara bu fiyatlara aldığınızı inandıramayacağınız bir araç.

İyi Sürüşler
Erhan Tayar

23 Şubat 2018

Mini Cooper S



Mini Cooper S

Samimiyet Mini markasının genlerinde sonuna kadar olan bir kavram. Öyle ki 1950’li yıllardan neredeyse günümüze kadar yarım asır aynı kasayı güncellemeler ile muhafaza edebilmeyi başarmıştır. Marka Dünya üzerinde yapılan anketlerde “en etkileyici otomobil” olmayı çoğu zaman başarmıştır. Şüphesiz bunun altında markanın bu modelde uyguladığı samimi bir tasarım ve tarz yatıyor. Mini markası, Cooper modelini farklı motor ve kişiselleştirilebilir tasarım seçenekleri ile farklı sürüş tarzlarını isteyen her kullanıcı kitlesine göre şekillendirmiştir. 
Bu durum markanın kullanıcı kitlesinin dilini çözdüğünü ve iyi yorumladığını, aynı zamanda sürekli kullanıcısı ile etkileşim içerisinde olarak samimiyet bağını koparmadığını, buna önem verdiğini göstermektedir.
Cesaret, Mini Cooper S’i tercih etme aşamasında sahip olmanız gereken en temel duygulardan biri. Toplumda çoğu marka model için geçerli olan önyargılar bu araç için de geçerli. Benim agresif araçlara olan düşkünlüğüm bir şekilde yolumu 2013 model Mini Cooper S ile kesiştirdi. Aracın sevimli ve sempatik görünümünün altındaki güç ve teknik detayları görebilmek için açıkçası Cesaret göstererek bu aracı tercih etmeniz gerekiyor. Emin olun bu cesaretin sonunda safkan bir spor ruh beklentisi ile giriştiğiniz bu yolda hayal kırıklığına uğramıyorsunuz. 
Aracın kalbini PSA-BMW işbirliği ile geliştirilen 1.6 litrelik turbo benzinli motor oluşturuyor. Bu makine twinscroll turbosu sayesinde 184 hp güç ve 240 Nm tork üretebiliyor. 6 ileri otomatik şanzıman ile kombine edilen aracı spor modunda 6 saniye gibi zamanda 0-100 km/s hıza ulaştırabiliyorsunuz.
Çift kavrama risklerinden uzak, klasik tork konvertörlü ZF Şanzıman ve motor oldukça uyum içerisinde sorunsuz olarak görev yapıyor. Vites kolunun hemen önündeki Sport düğmesine bastığınızda Cooper S adeta bir cep herkülüne dönüşüyor ve asfalt ile aranızda ateşli bir senfoni uyumunda beklentilerinize sonuna kadar cevap veriyor. Ayrıca egzozdaki valfin devreye girmesiyle ufak egzoz patlamaları da zevkinizi körüklüyor…
 
Tutku’yu bu araca giydirilmiş bir Brioni takım elbisesi gibi düşünebilirsiniz. Öyle ki, aracın sizin üzerinizde doğrudan kendisine bağımlılık yaratan bir etkisi bulunuyor. Bünyesindeki tasarım ve teknik detaylardaki gücü sayesinde başka bir araç kullanmayı/sahip olmayı aklınızdan dahi geçirmiyorsunuz. Adeta sizi büyük bir albeni ile kendine aşık ediyor. 
Bu tutku, Mini’yi diğer akranlarından sıyrılarak bir adım öne çıkarıyor ve ona hor davranmamanızı, her konuda bakımlarını ihmal etmemenizi sağlatıyor. Hayat da böyle değil midir? Tutku ile bağlı olduğunuz her şeyi sonsuza kadar yaşatmak istersiniz… Aracın en büyük tutku yaratan unsurlarından biri de adeta tren rayı üzerinde gidiyormuşsunuz hissi uyandıran yol tutuş yeteneği diyebilirim.
Yenilik ve yarım asra yakın bir zamanda aynı kasayı kullanmak terimleri yan yana çelişkili durabilir fakat detaylara indiğinizde, zamana karşı kendini sürekli yenileyebilmiş, teknolojiyi sonuna kadar kullanmış ve en önemlisi kullanıcı kitlesinin isteklerine göre makyajlarını yapmış bir model görüyorsunuz. Yenilenmeyi sadece tasarımında değil, örneğin güvenlik anlamında EuroNcap testlerinden 5 yıldız alabilmek için yaptığı iyileştirmeler veya küçük hacimli motorlardan turbo desteğini kullanarak yüksek güçler elde etmek için de yapmıştır…
Sadelik kavramını Mini Cooper S’in elinizin uzandığı her detayında rahatlıkla görebiliyorsunuz. Günümüz kullanıcılarının istekleri bu anlamda çoğu zaman tariflenemez durumdadır. Çok sade bir konsol kullanıcılara sıkıcı gelirken, çok tuşlu bir tasarım da karmaşık ve ürkütücü görünebiliyor. Bu anlamda Cooper’da özellikle konsol ve tuş tasarımlarına iyi çalışılmış. 
Sonuç olarak da kullanım anlamında iştah kabartan minimalist ve şalter şeklinde tuş ve buton düzenekleri ortaya çıkmış. Kolay ulaşılabilir/anlaşılabilir fakat aynı zamanda sıradanlıktan uzak olması sadeliğin nasıl tutkuya dönüşeceğinin bir ispatı olarak karşımıza çıkıyor.
Birliktelik anlamında sıradan bir spor otomobilden farklı olarak, bir Mini sahibiyseniz özellikle çocuklarınız markete dahi onunla gitmenizi isteyecektir :) 
Girdiğiniz her ortamda sempati ile karşılanacak, yukarıda saydığım tüm değerleri bu araçta sonuna kadar yaşayacaksınız. 

İyi Sürüşler